Embed

Sihirli Küp

 

Selam blogcu halkı ve bu halktan olmayan ziyaretçiler!

Bugün biraz vakit geçirmek için eski çekmecelerimi karıştırırken çok şirin bir sihirli küp buldum (ne olduğunu bilmiyorsanız resme bakın, eminim hemen hatırlayacaksınız) ve onunla oynamaya başlayınca benim gerçektende resimleri parçalar halinde görmeyi sevmeyen biri olduğumu anladım. Nasıl mı? Küple oynarken aklıma küçükken puzzle yaptığım (daha doğrusu yapmaya çalıştığım) zamanlar geldi. Peki ya ben puzzle yapmayı denediğimde ne olurdu biliyor musunuz? Yapmaya başlayalı birkaç dakika bile geçmemiş olmasına rağmen sinirlenir ve puzzle parçalarına çeşitli işkenceler yapardım. (üzerlerine basmak, onları çiğnemek, camdan aşağı fırlatmak)

Aslında bu puzzle yapamamayı ve sihirli küpü çözememeyi su katılmamış aptallığıma bağlayabiliriz. Ama sadece aptallıktan olsa neden bu kadar sinirleneyim? Ben bir aptalım ama bunun onunla ilgisi yok.

Aranot: Bir saat boyunca Sihirli Küp ile oynadıktan sonra ise hiçbir şey başaramadım. Aslında bir resim oluşturmaya yaklaşmıştım ama babam geldi ve "belki o yapabilir" diyerek küpü karısına (pardon, eşine) götürdü. Şu an o oynuyor. Umarım başaramaz. Ondan nefret etmiyorum ama hırslı biri olmamama rağmen nedense (Birkun hariç)  şahsen tanıdığım biri benim başaramadığım bir şey başardığında tuhaf bir kıskançlık duyuyorum.

Gerçi Near yüzünden sekiz yıl sonra tekrar puzzle yapmayı denemeyi düşünmüyor değilim. Ama çocukken puzzle parçalarına yaptığım işkenceleri hatırladıkça (yüzümde dehşet dolu bir ifade ve tüylerim diken diken olmuş bir halde) "çocukken öyle şeyler yapan ben şimdi (ergenlik çağında) kim bilir neler yaparım?" diye düşünmeden edemiyorum. Gerçi kendimle ilgili emin olduğum tek bir şey varsa o da "sağı solu belli olmayan" insanlar sınıfına dahil olduğumdur. Sonuçta içine çizdiklerini beğenmediği için resim defterini yok edip (tamamen yok olması için neler yaptığımı tahmin edemezsiniz - hani bir tek yemediğim kalmıştı)  ertesi gün çizdiği en kötü resimlerden birini bir modern sanat eserine dönüştürebilen bir insanım.

Aslında bu "parçalar halinde görmekten hoşlanmamak" meselesi sadece resimler için geçerli değil.

Hiçbir zaman mükemmel olmaya ya da hayatımı mükemmel yapmaya çalışmadım. Sadece her zaman bir bütün olmaya çalıştım. Karakterimin çelişen yönlerini bir düzene sokmayı denedim. Hayatımı oturtmak için belirli bir çizgi aradım. Ama şimdi salak bir sihirli küp sayesinde görüyorum ki yanlış yapmışım. İnsanın doğduğu yaşta olmadığına inandığım için "daha çok küçük olduğumu biliyorum lakin" zırvalıklarına başlamayacağım hiç. Sanırım benim de zaman zaman kararan fakat esasında mutlu olmamasına rağmen rahat bir hayatım var. Tamam bazen gerçekten çok zor durumlarda kalabiliyorum ve pek çok insandan daha az güvende olduğumu söyleyebiliriz ama tamamen karanlık değil... Beni mutlu eden şeyler var. Hayat bütünüyle mutlu olamaz ve tam da bu yüzden asla bir bütün haline gelmemesi iyi bir şey. Öyleyse bunu kabul etmeliyim.

Aslında zor olmayacak gibi görünüyor. Bugün bir saat boyunca uğraşmış olmama rağmen küple oynarken hiç sinirlendim... Sanırım farkında olmadan alışmaya başlıyorum. Eh, öyleyse ben umutsuzca ama mutlu bir şekilde, şirin küpümle bir şeyler çıkarmayı denemeye devam edeyim. Görüşürüz!

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !